"Ledün ilmi( gizemli güç) kimself" - Views: 71 · Hits: 71 - Type: Public


Ledün ilmi( gizemli güç) kimself

※ Copy Link & paste in new tab: https://bit.ly/2OwhNwa















Bugün bir televizyon programýnda anlatýlýyordu bu kitap. Ancak biz Þasa'nýn sadece bununla deðil diðer yazdýklarýyla da deðerli bir kalem olduðunun bilincindeyiz. Þasa ile Dergibi için Sadýk Yalsýzuçanlar konuþtu. Muhyiddin Ýbnü'l-Arabi ile ilk kez ne zaman ve nasýl bir ruh halindeyken karþýlaþtýnýz? Hazret-i Þeyh'le karþýlaþmam, çok bunalýmlý bir anýma rastlar. Çok uzun sürmüþ bir psikoz hali yaþýyordum. Birdenbire, gizemli bir biçimde Þeyh'in bir eseriyle, Füsus-ul Hikem'in ingilizce nüshasýyla karþýlaþtým. Büyük bir hayrete düþtüm. Çünkü o güne kadar bildiðim hiçbir þeye benzemiyordu ve eðitimimle ilgili referanslarýn tümünü sýfýra indirdi. Çünkü fizikötesinden bahsediyordu ve benim öðrenimim tamamen pozitivist, materyalist bir öðrenimdi. Dolayýsýyla önyargýlarýmdan sýyrýlmam, bütün bilgilerimi bir anda gözardý etmem, hepsinden sýyrýlýp taptaze bir sayfa açmam ve yeni bir gözle onun anlattýðý aleme dikkatimi çevirmem gerekti. Bu ilhamý bana veren oydu. Destiniz boþ deðildi ama ona rastladýðýnýzda? Deðildi ama sonradan þunu öðrendim: Allah dostlarýnýn huzuruna boþ destiyle gitmek gerekir. Gerçekten iþin sýrrý budur, boþ desti... Yeniden, sahip olduðumuz alemden daha üst alemlere bize geçit veriyor evliyalar, bize yol açýyorlar. Bizim de bu feragatta bulunmamýz lazým. Ve benim de hayatýmda böyle bir devrim oldu. Birdenbire, yeni doðmuþ bir bebek gibi, dünyaya, içindekilere ilk kez bakan bir çocuk gibi, onun anlattýðý alemleri seyre baþladým, temaþa etmeye... Bunun bir tasarruf olduðuna yürekten inanýyorum. Gerçekten bir tasarruf bu. Yani yüzlerce yýl önce yaþamýþ bir veli, ama kendisi ruhen diri. Alemde, Allah dostlarýnýn diri olduðu söylenir. Ölüm yoktur onlar için. Peki 'canlý bir varlýk'la karþýlaþtýnýz, onda neler buldunuz? Þeyh'in metafiziksel imajinasyonu olaðanüstü büyüleyicidir. O, alemin varoluþunu ve devamýný bir aþk ve hikmet temasýyla anlatýr. Yani kainatýn temeli aþk ve hikmettir. O güne deðin, kainat bana tümüyle bir fizik olarak anlatýlmýþtý, yani alem fiziksel olarak anlatýlmýþtý. Allah ile baðý kurulmamýþtý. Bu, tabi ruh için korkunç bir þey. Ýnsan ruhu, manayý özlüyor. Ýnsanýn fýtratý manayý arýyor, anlamý istiyor. Ýþte Hazret-i Þeyh'in Füsus'ta tasvir ettiði alemi gördüðüm zaman, bütün yaþamým boyunca hasretini çektiðim anlam dünyasýnýn özünü, özetini gördüm. Yýldýrým gibi bana çarpan, beni büyüleyen þey buydu. Sizi nasýl etkiledi bu? Sadrüddin Konevi hazretleri, talebelerinden birine Füsus'u anlatýyormuþ. Böylesi bir zihinle, bu ruh haliyle, böyle bir kitabý anlayabilmemi, Ýlahi tasarrufla açýklayabiliyorum. Çünkü bu zihinsel bir çabayla varýlabilecek bir idrak deðil, ancak kalple, kalp ayaðýyla ulaþýlabilecek bir algý düzeyi. Müthiþ teskin edici, müthiþ ferahlatýcý bir etkisi var üzerimde. Þimdilerde adýný her hatýrlayýþýmda Hazret-i Þeyh'in, bu ilk izlenimin etkisiyle, ilk müspet þokun etkisiyle adýný her anýþýmda o ýþýk denizini tekrar görüyorum. Bence bu bir tasarruf belirtisidir. Peki size en çok çarpan þey ne idi? Füsus'u açtýðým zaman bana ilk çarpan þey, o ana deðin hiç duymadýðým bir hadis-i kutsi oldu. Tabi benim o güne kadar ayetlerle hadislerle bir iþim olmamýþ. O anda, bu kutsi hadis, boþ ve hasta yüreðime büyük bir aþk tohumu ekmiþtir. Yani, o bilinmek istenen hazineye karþý. Bu, bir anlýk bir iç yaþantý... Bilmekle sevmek arasýnda nasýl bir iliþkiden söz edilebilir? Bilmek, tasavvufta, ayný zamanda sevmektir. Bu, zannediyorum Platon'un diyaloglarýnda da bulunan bir þeydir. Zamanýnda böyle bir etki almýþtým. Yani aþkla bilgi arasýndaki baðlantýya iliþkin. Ýnsan ruhunun ebediyeti de bu sonsuz bilme ve sevme isteðini içerir. Bu isteðin tek öznesi vardýr: Cenab-ý Allah. Allah'ýn varlýðý, yani Sonsuz Varlýk, bu isteðe cevap verebiliyor. Ýþte ölümsüz sýfatýnýn kaynaðý buradadýr. Herþeyin alemde fizik olarak kaybolup, insanýn sadece kainatýn aþkýna, Allah'ýn aþkýna dahil olmasý kendisini yok olmaktan kurtarabiliyor. Allah'ýn Elçileri, bize aþký mý öðretiyor? Alem, köpük köpük aþk ve hikmetten geliyor. Burada mana, herþeyin kalbi oluyor. Dolayýsýyla böyle bir þeyle karþýlaþtýðýmýz zaman kalbimiz renk ve mana doluyor. Bugün modern dünyada vaz edilen pozitivist kýymetlerin tarafsýzlýðýna karþý tam aþk dolu, sevgi dolu bir aleme taþýnýyoruz. Bu da ruhumuza þifa oluyor. Füsus'a dönersek, Þeyh-i Ekber bunu nasýl anlatýyor? Son bölümünde, son hikmetin Efendimiz Hazret-i Muhammed'in sav hikmeti olduðu anlatýlýr.. Bu bölüm aþktan söz ediyor, pure olarak. Kiþinin karþý cinse karþý sevgisi mecazi aþktýr, bu aþk, ötekine duyulan aþk, insaný mutlaka, sonsuza götürür, Füsus'un son bölümünde bu anlatýlýyor. Bu da kuþkusuz hikmettir. Tasavvuf deneyimseldir, yani bir yaþantýdýr. Masa baþýnda, kitapla, okuyarak ulaþýlabilen bir þey deðildir. O suyu içmek istiyorsan, onlarýn tümünü yaþaman, iç yaþantý itibariyle içinde gezinmen gerekir. Yani kendi nefsine mal etmiþtir o alemi. Bu, bir felsefi sistem deðildir, dýþardan bakýlan bir þey deðildir, içselleþtirdiði bir þeydir o alem, tamamen Hazret-i Þeyhin. Bunun modern zamanlarýn insanýna bakan yönü nedir? Maddeötesini reddediyor, bu unutuþ halidir. Ýþte böyle bir zamanda nefisler çok hasta. Aslýnda, insan nefsi doðasý gereði, fýtri olarak hastadýr. Çünkü ilahi alemden kopmuþtur. Bu yüzden nefis hastadýr. Bir de unutuþ haline geçtiði zaman, bu hastalýk son sýnýrýna varýyor ve psikozlar, nevrozlar oluþuyor. Yetiþme çaðýmýzda, ilahi deðerler, hakiki deðerler, ruhun sahip olmak istediði has deðerler, karþýlýðý ruhta olan þeyler bize verilmezse, sýkýntý ve felaketlerimize de mana veremez hale geliyoruz. Çok manasýz bir dünyada yaþýyor ve yabancýlaþmaya uðruyoruz. Psikozlarýn, nevrozlarýn kaynaðý budur diyor psikolog Ericson. Biliyorsunuz çaðýmýzda, edebi eserler moderniteden afet olarak söz ediyor. Bu anlamsýzlýk çukurundan dolayý Camus veba olarak mecazlaþtýrýyor moderniteyi, Kafka böcek biçiminde anlatýyor. Modern hayatta yaþanan büyük korku, o gizil korku mesela Hitchok'un yapay bir korku filmi gibi gözükse de Kuþlar'da da bu anlatýlýr. Modern dünyanýn dehþet verici yaný, bunun gibi bir çok mecazla anlatýlmýþtýr. Ýþte bütün bu karamsar, kötümser ve karanlýk mecazlara karþý, bir letafet, bir ýþýk, sükunet ve þifa dünyasý Hazret-i Þeyh'in, sufilerin anlattýðý dünya. Bunu, Hazret-i Þeyh'in manevi babasý Abdulkadir Geylani hazretlerinde de bulabilirsiniz. Þimdi bizim içinde yaþadýðýmýz medeniyet dairesi, modern zamanlarda çok deðerli bir görev üstleniyor. Çünkü yüzyirmidört bin peygamberin, sayýsýz evliyanýn mirasýný devr almýþ durumdayýz. Bu mirasý inkar etmemiz mümkün deðil. Ýstesek de istemesek de böylesi bir geleneðin izlerini taþýyan bir medeniyet dairesinin mirasýnýn üzerinde yaþýyoruz. Bu, bir bakýma bizim herþeyimizi þu ya da bu düzeyde belirliyor, en azýndan etkiliyor veya deðerliyor. Ýþte böyle bir hazine var elimizde. Batý nasýl bakýyor bu manevi mirasa? Batý dünyasý, araþtýrýcý olduðu için yani bilimsel anlamda herþeyi araþtýrdýðý gibi, bunu da araþtýrmanýn konusu yapabiliyor. Yani bir anlamda bir araþtýrma nesnesi biçiminde algýlýyor Doðunun sahip olduðu anlam hazinelerini. Fakat bu hazinenin baþka bir özelliði var. Batýn ilmi veya ilm-i ledün denilen gizli ilimler, manevi ilimler ki, bunu teorik düzeyde almak çok güç. Zahiri ilimler inançlý olsun inançsýz olsun herkese açýktýr. Fakat Peygamber ilmi, ilm-i ledün denilen o mana ilmi ki, onu ancak kalbe doðan manalarla ifade edebiliyoruz. Hatta bir noktadan sonra ifade edilemiyor, sessiz bir þekilde yaþanýyor, bir feyz halinde, bir ýþýk halinde. Buna ulaþmanýn yollarý tümüyle kapalý mý bu zamanda? Sufiler manevi ilimlere sahip olabilmenin yolunun Allah ve Resulü uðrunda herþeyden vazgeçmek olduðunu söylüyorlar. Yani Yaratýcý için yok olmayý göze alabilmek gerekiyor. Gaybýn gizleri ancak o zaman açýlabilir diyor sufiler. Tekrar sizin maceranýza dönersek... Benim maceram çok açýk, çok sade bir þey aslýnda. O büyük maceranýn yanýnda benimkisi bir lütuf, bir açýlma hikayesi iþte. Ben, naçiz bir okur olarak Füsus'la karþýlaþtýðýmda, olaðanüstü bir alemin kapýsýnýn eþiðinde olduðumu hissettim. Füsus-ul Hikem'in benim yaþamýmda yaptýðý devrimi biraz olsun dile getirmeye çalýþtým. Hakikaten bu kitaplarýn, sufilerin, evliyalarýn yazdýðý bu kitaplarýn, herkesin kendi manevi düzeyine göre istifadeye açýk olduðunu söylüyor sufiler. Bir bahçeye giriyorsun, oradaki kýymetli meyvalarý kendi kametine göre devþiriyorsun. Ben, kendi naçiz seviyeme göre, hasta bir insandým. Aðýr bir psikozum vardý. Þifa arýyordum ve þifayý Þeyh-i Ekber'de buldum. Yani, Allah'ýn rahmetini onun kitaplarýyla buldum. Füsus'u þifa niyetiyle okumuþtum. Herkes, niyetine göre, bir þeyler bulabilir onda. Füsus'un ingilizce çevirilerinin birinde, Týtus Burckhardt'ýn bir önsözü vardýr. Karþýdan bir derviþ geldi. Baktý ve tanýdý kitabý. Dedi ki, o kitap senin için çok fazla ileri. Peki dedim ben o zaman ilerlemeye çalýþýrým, kendimi geliþtirir o zaman okurum. O zaman da ihtiyacýn kalmaz, dedi derviþ. Peki kimler için yazýlmýþtýr bu kitap, diye sordum. Bu kitap, dedi, böyle, duvarlarýn ötesini hiç bakmadan görebilen, bir çok keramete sahip olup da bunu izhar etmeyen kiþiler için yani gerçek evliyalar için yazýlmýþtýr. Ama, bu sýradan insanýn bundan mahrum olmasý anlamýna gelmez. Çünkü, onun bir katresi bile ruha düþtüðü vakit inanýlmaz yankýlar yapýyor. Bu manevi özellik sadece Füsus'ta yok sanýrým? Hazret-i Þeyh'in Füsus'u için söylenebilen þeylerin tümü, aslýnda diðer sufilerin eserleri için de geçerlidir. Bu, muazzam bir bütündür, manevi bir doðanýn çeþitli dillerden tezahürüdür. Bu þahsiyetlerin ve eserlerin tümü, birbirini tamamlayýcýdýr. Þimdi Füsus'un naçiz bir okur olarak, benim yaþamýmda yarattýðý devrimi, ben birtakým yazýlarýmda anlattým. Biraz tekrar oluyor fakat bunu tekrar etmekte bir mahzur görmüyorum. Çünkü gerçekten bu manevi bir mucize veya Hazret-i Þeyh'in bir kerameti. Yüzlerce yýl önce yaþamýþ birinin eserine, þöyle bir nazar etmenizle beraber bir devrim baþlýyor hayatýnýzda. Bütün kavramlarýnýzý, bütün bilgilerinizi deðiþtirme ihtiyacýnýza kapýlýyorsunuz, müthiþ bir tutkuya. Bu tutku, aslýnda psikozdan muzdarip olan size, yeni bir yaþama amacý veriyor. Yani sizi asýl tutkuya ulaþtýrýyor. Hayatýnýzýn ciheti tümüyle deðiþiyor. Ve bu hikmetin kaynaðý olan Ýslam maneviyatýnýn peþine takýlýyorsunuz. Hani demir çarýk demir asa gibi bir þey mi? Kapý kapý arýyor, soruyorsunuz, hikmet sahiplerini arýyorsunuz ve sonunda buluyorsunuz. Gerçi aramakla bulunmaz derler ama bulanlar da ancak arayanlardýr. Neticede hayatýnýz tümüyle deðiþiyor, kavramlarýnýz deðiþiyor, yepyeni bir alana geçiyorsunuz, yepyeni bir çevreye giriyorsunuz, dünyayý görüþünüz tamamen deðiþiyor. Bir de üstelik çok hastaydýnýz, cayýr cayýr yanýyordu ruhunuz, hummalar içindeydiniz. Hiçbir þeyiniz, hastalýðýnýzdan hiçbir eser kalmýyor. Ýþte bu bir mucize bana göre. Ýþte yaptýðý devrim budur, bu az bir þey deðil, insan yaþamýnda. Peki bu kaynak kitaplardan öðrenilemezse, nasýl bir yol, bir yordam bulacaðýz? Tasavvuf kesinlikle kitaplardan öðrenilemez, o sadece manevi çeþmenin bir resmidir. Peki suyu içmek için insanlar ne yapacak? Benim hayli zamandýr zihnimde dolaþtýrdýðým soru bu. Öyle sanýyorum, zamanýn sonuna kadar alemde, Allah tarafýndan vazifelendirilmiþ evliyalar bulunuyor. Mürþid sýfatýný taþýyan bu Allah dostlarý, bu manevi iþ için hazýr bekliyorlar. Ýnsanlarýn irþadý için vazifeli olarak bekliyorlar. Ýþte bütün sorun bu adresi bulabilmektir. Bu da ancak ýztýrar lisanýyla olur, yani muhtaç olan dua ile, taleple ihtiyacý olan bunu isteyecektir. Bu halde, topraðýn susuzluktan çatlak çatlak oluþundaki gibi, Allah rahmet yaðmurunu gönderecektir. Bu delilik ülkesi nasýl bir yerdir, bildiðimiz anlamda bir delilik mi bu, yoksa... Allah diyen mahrum kalmaz. Hazret-i Þeyh'in Füsus'ta sýk sýk tekrarladýðý iki dua var. Bizim için en iyi senaryoyu Allah biliyor. Yani huþu ve hayretimi artýk. Artýr ki, Seni daha çok, daha derin olarak bileyim ve Seni seveyim, Senden korkayým. Senden korkayým ki, Senin rýzaný tahsil yolunda daha çok çabaya giriþeyim. Giriþeyim ki, Seninle ilgili olaný, asýl hikmeti bana baðýþlaman için, bir yola girebileyim. Ben, naçiz olarak kendi yaþamýmda, bu dualarýn çok faydasýný gördüm. Benim, o psikozlu dönemimde, türbe olarak bildiðim bir tek Sarýyer'deki Telli baba vardý. Oraya insanlar ev, iþ, çocuk veya eþ istemek için giderlerdi. Zannediyorum bu dualarýmý Hazret-i Allah, hiç olmazsa bir kýsmýný kabul etti. Ýþte benim delilik ülkem bu dua üzerinde yürüyen bir dünya idi. Þimdi, Allah'ý birleyenin deli olmayacaðýný kendimde, nefsimde yaþayarak anlamanýn o engin huzuruyla doluyum. Bugün bir televizyon programýnda anlatýlýyordu bu kitap. Ancak biz Þasa'nýn sadece bununla deðil diðer yazdýklarýyla da deðerli bir kalem olduðunun bilincindeyiz. Þasa ile Dergibi için Sadýk Yalsýzuçanlar konuþtu. Muhyiddin Ýbnü'l-Arabi ile ilk kez ne zaman ve nasýl bir ruh halindeyken karþýlaþtýnýz? Hazret-i Þeyh'le karþýlaþmam, çok bunalýmlý bir anýma rastlar. Çok uzun sürmüþ bir psikoz hali yaþýyordum. Birdenbire, gizemli bir biçimde Þeyh'in bir eseriyle, Füsus-ul Hikem'in ingilizce nüshasýyla karþýlaþtým. Büyük bir hayrete düþtüm. Çünkü o güne kadar bildiðim hiçbir þeye benzemiyordu ve eðitimimle ilgili referanslarýn tümünü sýfýra indirdi. Çünkü fizikötesinden bahsediyordu ve benim öðrenimim tamamen pozitivist, materyalist bir öðrenimdi. Dolayýsýyla önyargýlarýmdan sýyrýlmam, bütün bilgilerimi bir anda gözardý etmem, hepsinden sýyrýlýp taptaze bir sayfa açmam ve yeni bir gözle onun anlattýðý aleme dikkatimi çevirmem gerekti. Bu ilhamý bana veren oydu. Destiniz boþ deðildi ama ona rastladýðýnýzda? Deðildi ama sonradan þunu öðrendim: Allah dostlarýnýn huzuruna boþ destiyle gitmek gerekir. Gerçekten iþin sýrrý budur, boþ desti... Yeniden, sahip olduðumuz alemden daha üst alemlere bize geçit veriyor evliyalar, bize yol açýyorlar. Bizim de bu feragatta bulunmamýz lazým. Ve benim de hayatýmda böyle bir devrim oldu. Birdenbire, yeni doðmuþ bir bebek gibi, dünyaya, içindekilere ilk kez bakan bir çocuk gibi, onun anlattýðý alemleri seyre baþladým, temaþa etmeye... Bunun bir tasarruf olduðuna yürekten inanýyorum. Gerçekten bir tasarruf bu. Yani yüzlerce yýl önce yaþamýþ bir veli, ama kendisi ruhen diri. Alemde, Allah dostlarýnýn diri olduðu söylenir. Ölüm yoktur onlar için. Peki 'canlý bir varlýk'la karþýlaþtýnýz, onda neler buldunuz? Þeyh'in metafiziksel imajinasyonu olaðanüstü büyüleyicidir. O, alemin varoluþunu ve devamýný bir aþk ve hikmet temasýyla anlatýr. Yani kainatýn temeli aþk ve hikmettir. O güne deðin, kainat bana tümüyle bir fizik olarak anlatýlmýþtý, yani alem fiziksel olarak anlatýlmýþtý. Allah ile baðý kurulmamýþtý. Bu, tabi ruh için korkunç bir þey. Ýnsan ruhu, manayý özlüyor. Ýnsanýn fýtratý manayý arýyor, anlamý istiyor. Ýþte Hazret-i Þeyh'in Füsus'ta tasvir ettiði alemi gördüðüm zaman, bütün yaþamým boyunca hasretini çektiðim anlam dünyasýnýn özünü, özetini gördüm. Yýldýrým gibi bana çarpan, beni büyüleyen þey buydu. Sizi nasýl etkiledi bu? Sadrüddin Konevi hazretleri, talebelerinden birine Füsus'u anlatýyormuþ. Böylesi bir zihinle, bu ruh haliyle, böyle bir kitabý anlayabilmemi, Ýlahi tasarrufla açýklayabiliyorum. Çünkü bu zihinsel bir çabayla varýlabilecek bir idrak deðil, ancak kalple, kalp ayaðýyla ulaþýlabilecek bir algý düzeyi. Müthiþ teskin edici, müthiþ ferahlatýcý bir etkisi var üzerimde. Þimdilerde adýný her hatýrlayýþýmda Hazret-i Þeyh'in, bu ilk izlenimin etkisiyle, ilk müspet þokun etkisiyle adýný her anýþýmda o ýþýk denizini tekrar görüyorum. Bence bu bir tasarruf belirtisidir. Peki size en çok çarpan þey ne idi? Füsus'u açtýðým zaman bana ilk çarpan þey, o ana deðin hiç duymadýðým bir hadis-i kutsi oldu. Tabi benim o güne kadar ayetlerle hadislerle bir iþim olmamýþ. O anda, bu kutsi hadis, boþ ve hasta yüreðime büyük bir aþk tohumu ekmiþtir. Yani, o bilinmek istenen hazineye karþý. Bu, bir anlýk bir iç yaþantý... Bilmekle sevmek arasýnda nasýl bir iliþkiden söz edilebilir? Bilmek, tasavvufta, ayný zamanda sevmektir. Bu, zannediyorum Platon'un diyaloglarýnda da bulunan bir þeydir. Zamanýnda böyle bir etki almýþtým. Yani aþkla bilgi arasýndaki baðlantýya iliþkin. Ýnsan ruhunun ebediyeti de bu sonsuz bilme ve sevme isteðini içerir. Bu isteðin tek öznesi vardýr: Cenab-ý Allah. Allah'ýn varlýðý, yani Sonsuz Varlýk, bu isteðe cevap verebiliyor. Ýþte ölümsüz sýfatýnýn kaynaðý buradadýr. Herþeyin alemde fizik olarak kaybolup, insanýn sadece kainatýn aþkýna, Allah'ýn aþkýna dahil olmasý kendisini yok olmaktan kurtarabiliyor. Allah'ýn Elçileri, bize aþký mý öðretiyor? Alem, köpük köpük aþk ve hikmetten geliyor. Burada mana, herþeyin kalbi oluyor. Dolayýsýyla böyle bir þeyle karþýlaþtýðýmýz zaman kalbimiz renk ve mana doluyor. Bugün modern dünyada vaz edilen pozitivist kýymetlerin tarafsýzlýðýna karþý tam aþk dolu, sevgi dolu bir aleme taþýnýyoruz. Bu da ruhumuza þifa oluyor. Füsus'a dönersek, Þeyh-i Ekber bunu nasýl anlatýyor? Son bölümünde, son hikmetin Efendimiz Hazret-i Muhammed'in sav hikmeti olduðu anlatýlýr.. Bu bölüm aþktan söz ediyor, pure olarak. Kiþinin karþý cinse karþý sevgisi mecazi aþktýr, bu aþk, ötekine duyulan aþk, insaný mutlaka, sonsuza götürür, Füsus'un son bölümünde bu anlatýlýyor. Bu da kuþkusuz hikmettir. Tasavvuf deneyimseldir, yani bir yaþantýdýr. Masa baþýnda, kitapla, okuyarak ulaþýlabilen bir þey deðildir. O suyu içmek istiyorsan, onlarýn tümünü yaþaman, iç yaþantý itibariyle içinde gezinmen gerekir. Yani kendi nefsine mal etmiþtir o alemi. Bu, bir felsefi sistem deðildir, dýþardan bakýlan bir þey deðildir, içselleþtirdiði bir þeydir o alem, tamamen Hazret-i Þeyhin. Bunun modern zamanlarýn insanýna bakan yönü nedir? Maddeötesini reddediyor, bu unutuþ halidir. Ýþte böyle bir zamanda nefisler çok hasta. Aslýnda, insan nefsi doðasý gereði, fýtri olarak hastadýr. Çünkü ilahi alemden kopmuþtur. Bu yüzden nefis hastadýr. Bir de unutuþ haline geçtiði zaman, bu hastalýk son sýnýrýna varýyor ve psikozlar, nevrozlar oluþuyor. Yetiþme çaðýmýzda, ilahi deðerler, hakiki deðerler, ruhun sahip olmak istediði has deðerler, karþýlýðý ruhta olan þeyler bize verilmezse, sýkýntý ve felaketlerimize de mana veremez hale geliyoruz. Çok manasýz bir dünyada yaþýyor ve yabancýlaþmaya uðruyoruz. Psikozlarýn, nevrozlarýn kaynaðý budur diyor psikolog Ericson. Biliyorsunuz çaðýmýzda, edebi eserler moderniteden afet olarak söz ediyor. Bu anlamsýzlýk çukurundan dolayý Camus veba olarak mecazlaþtýrýyor moderniteyi, Kafka böcek biçiminde anlatýyor. Modern hayatta yaþanan büyük korku, o gizil korku mesela Hitchok'un yapay bir korku filmi gibi gözükse de Kuþlar'da da bu anlatýlýr. Modern dünyanýn dehþet verici yaný, bunun gibi bir çok mecazla anlatýlmýþtýr. Ýþte bütün bu karamsar, kötümser ve karanlýk mecazlara karþý, bir letafet, bir ýþýk, sükunet ve þifa dünyasý Hazret-i Þeyh'in, sufilerin anlattýðý dünya. Bunu, Hazret-i Þeyh'in manevi babasý Abdulkadir Geylani hazretlerinde de bulabilirsiniz. Þimdi bizim içinde yaþadýðýmýz medeniyet dairesi, modern zamanlarda çok deðerli bir görev üstleniyor. Çünkü yüzyirmidört bin peygamberin, sayýsýz evliyanýn mirasýný devr almýþ durumdayýz. Bu mirasý inkar etmemiz mümkün deðil. Ýstesek de istemesek de böylesi bir geleneðin izlerini taþýyan bir medeniyet dairesinin mirasýnýn üzerinde yaþýyoruz. Bu, bir bakýma bizim herþeyimizi þu ya da bu düzeyde belirliyor, en azýndan etkiliyor veya deðerliyor. Ýþte böyle bir hazine var elimizde. Batý nasýl bakýyor bu manevi mirasa? Batý dünyasý, araþtýrýcý olduðu için yani bilimsel anlamda herþeyi araþtýrdýðý gibi, bunu da araþtýrmanýn konusu yapabiliyor. Yani bir anlamda bir araþtýrma nesnesi biçiminde algýlýyor Doðunun sahip olduðu anlam hazinelerini. Fakat bu hazinenin baþka bir özelliði var. Batýn ilmi veya ilm-i ledün denilen gizli ilimler, manevi ilimler ki, bunu teorik düzeyde almak çok güç. Zahiri ilimler inançlý olsun inançsýz olsun herkese açýktýr. Fakat Peygamber ilmi, ilm-i ledün denilen o mana ilmi ki, onu ancak kalbe doðan manalarla ifade edebiliyoruz. Hatta bir noktadan sonra ifade edilemiyor, sessiz bir þekilde yaþanýyor, bir feyz halinde, bir ýþýk halinde. Buna ulaþmanýn yollarý tümüyle kapalý mý bu zamanda? Sufiler manevi ilimlere sahip olabilmenin yolunun Allah ve Resulü uðrunda herþeyden vazgeçmek olduðunu söylüyorlar. Yani Yaratýcý için yok olmayý göze alabilmek gerekiyor. Gaybýn gizleri ancak o zaman açýlabilir diyor sufiler. Tekrar sizin maceranýza dönersek... Benim maceram çok açýk, çok sade bir þey aslýnda. O büyük maceranýn yanýnda benimkisi bir lütuf, bir açýlma hikayesi iþte. Ben, naçiz bir okur olarak Füsus'la karþýlaþtýðýmda, olaðanüstü bir alemin kapýsýnýn eþiðinde olduðumu hissettim. Füsus-ul Hikem'in benim yaþamýmda yaptýðý devrimi biraz olsun dile getirmeye çalýþtým. Hakikaten bu kitaplarýn, sufilerin, evliyalarýn yazdýðý bu kitaplarýn, herkesin kendi manevi düzeyine göre istifadeye açýk olduðunu söylüyor sufiler. Bir bahçeye giriyorsun, oradaki kýymetli meyvalarý kendi kametine göre devþiriyorsun. Ben, kendi naçiz seviyeme göre, hasta bir insandým. Aðýr bir psikozum vardý. Þifa arýyordum ve þifayý Þeyh-i Ekber'de buldum. Yani, Allah'ýn rahmetini onun kitaplarýyla buldum. Füsus'u þifa niyetiyle okumuþtum. Herkes, niyetine göre, bir þeyler bulabilir onda. Füsus'un ingilizce çevirilerinin birinde, Týtus Burckhardt'ýn bir önsözü vardýr. Karþýdan bir derviþ geldi. Baktý ve tanýdý kitabý. Dedi ki, o kitap senin için çok fazla ileri. Peki dedim ben o zaman ilerlemeye çalýþýrým, kendimi geliþtirir o zaman okurum. O zaman da ihtiyacýn kalmaz, dedi derviþ. Peki kimler için yazýlmýþtýr bu kitap, diye sordum. Bu kitap, dedi, böyle, duvarlarýn ötesini hiç bakmadan görebilen, bir çok keramete sahip olup da bunu izhar etmeyen kiþiler için yani gerçek evliyalar için yazýlmýþtýr. Ama, bu sýradan insanýn bundan mahrum olmasý anlamýna gelmez. Çünkü, onun bir katresi bile ruha düþtüðü vakit inanýlmaz yankýlar yapýyor. Bu manevi özellik sadece Füsus'ta yok sanýrým? Hazret-i Þeyh'in Füsus'u için söylenebilen þeylerin tümü, aslýnda diðer sufilerin eserleri için de geçerlidir. Bu, muazzam bir bütündür, manevi bir doðanýn çeþitli dillerden tezahürüdür. Bu þahsiyetlerin ve eserlerin tümü, birbirini tamamlayýcýdýr. Þimdi Füsus'un naçiz bir okur olarak, benim yaþamýmda yarattýðý devrimi, ben birtakým yazýlarýmda anlattým. Biraz tekrar oluyor fakat bunu tekrar etmekte bir mahzur görmüyorum. Çünkü gerçekten bu manevi bir mucize veya Hazret-i Þeyh'in bir kerameti. Yüzlerce yýl önce yaþamýþ birinin eserine, þöyle bir nazar etmenizle beraber bir devrim baþlýyor hayatýnýzda. Bütün kavramlarýnýzý, bütün bilgilerinizi deðiþtirme ihtiyacýnýza kapýlýyorsunuz, müthiþ bir tutkuya. Bu tutku, aslýnda psikozdan muzdarip olan size, yeni bir yaþama amacý veriyor. Yani sizi asýl tutkuya ulaþtýrýyor. Hayatýnýzýn ciheti tümüyle deðiþiyor. Ve bu hikmetin kaynaðý olan Ýslam maneviyatýnýn peþine takýlýyorsunuz. Hani demir çarýk demir asa gibi bir þey mi? Kapý kapý arýyor, soruyorsunuz, hikmet sahiplerini arýyorsunuz ve sonunda buluyorsunuz. Gerçi aramakla bulunmaz derler ama bulanlar da ancak arayanlardýr. Neticede hayatýnýz tümüyle deðiþiyor, kavramlarýnýz deðiþiyor, yepyeni bir alana geçiyorsunuz, yepyeni bir çevreye giriyorsunuz, dünyayý görüþünüz tamamen deðiþiyor. Bir de üstelik çok hastaydýnýz, cayýr cayýr yanýyordu ruhunuz, hummalar içindeydiniz. Hiçbir þeyiniz, hastalýðýnýzdan hiçbir eser kalmýyor. Ýþte bu bir mucize bana göre. Ýþte yaptýðý devrim budur, bu az bir þey deðil, insan yaþamýnda. Peki bu kaynak kitaplardan öðrenilemezse, nasýl bir yol, bir yordam bulacaðýz? Tasavvuf kesinlikle kitaplardan öðrenilemez, o sadece manevi çeþmenin bir resmidir. Peki suyu içmek için insanlar ne yapacak? Benim hayli zamandýr zihnimde dolaþtýrdýðým soru bu. Öyle sanýyorum, zamanýn sonuna kadar alemde, Allah tarafýndan vazifelendirilmiþ evliyalar bulunuyor. Mürþid sýfatýný taþýyan bu Allah dostlarý, bu manevi iþ için hazýr bekliyorlar. Ýnsanlarýn irþadý için vazifeli olarak bekliyorlar. Ýþte bütün sorun bu adresi bulabilmektir. Bu da ancak ýztýrar lisanýyla olur, yani muhtaç olan dua ile, taleple ihtiyacý olan bunu isteyecektir. Bu halde, topraðýn susuzluktan çatlak çatlak oluþundaki gibi, Allah rahmet yaðmurunu gönderecektir. Bu delilik ülkesi nasýl bir yerdir, bildiðimiz anlamda bir delilik mi bu, yoksa... Allah diyen mahrum kalmaz. Hazret-i Þeyh'in Füsus'ta sýk sýk tekrarladýðý iki dua var. Bizim için en iyi senaryoyu Allah biliyor. Yani huþu ve hayretimi artýk. Artýr ki, Seni daha çok, daha derin olarak bileyim ve Seni seveyim, Senden korkayým. Senden korkayým ki, Senin rýzaný tahsil yolunda daha çok çabaya giriþeyim. Giriþeyim ki, Seninle ilgili olaný, asýl hikmeti bana baðýþlaman için, bir yola girebileyim. Ben, naçiz olarak kendi yaþamýmda, bu dualarýn çok faydasýný gördüm. Benim, o psikozlu dönemimde, türbe olarak bildiðim bir tek Sarýyer'deki Telli baba vardý. Oraya insanlar ev, iþ, çocuk veya eþ istemek için giderlerdi. Zannediyorum bu dualarýmý Hazret-i Allah, hiç olmazsa bir kýsmýný kabul etti. Ýþte benim delilik ülkem bu dua üzerinde yürüyen bir dünya idi. Þimdi, Allah'ý birleyenin deli olmayacaðýný kendimde, nefsimde yaþayarak anlamanýn o engin huzuruyla doluyum.